Zeytinin Serüveni

 

“…çok kısa saplı, deri gibi sert yaprakları sürgünlere karşılıklı çiftler halinde dizilmiştir…”[1]

 

Zeytin ağacı 2000 yıl yaşayabilen bir ağaçtır. Zaten birlik olmayı bilmeyen bu kadar uzun yaşayamaz ya? Bir sürü hasat bir süre sürgün ama kökler güçlü. İşte bu bilge ağacı ve bereketli meyvelerinin; zeytinin serüvenini sizler için araştırdık. Keyifli okumalar.

 

Baharın sonlarına doğru yaprakları seyrek salkımlar halinde açan, küçük beyazımsı-sarı renkli, kokulu çiçekleri vardır. Rüzgarların taşıdığı çiçek tozlarıyla döllenen çiçekler etli ve yağlı meyve verir. Oluşumunda yeşilden siyaha dönen, içinde çekirdeği olan bu meyve, etli kısmı ve çekirdeğinden elde edilen yağı ile oldukça sağlıklı ve değerlidir. Ekilmeden, kendiliğinden yetişen zeytine; yabani zeytin veya delice (oleaster) denir. Köylülerin dağdaki deli zeytini sıkıp çıkardıkları ve ilaç gibi kullandıkları yağa da “çoral” denir. Fidandan, dikme olarak yetiştirilen zeytin ağacı, kazık kök yapmaz ve çabuk yıkılır. Oysa dağda, tohumdan üreyen zeytin ağacı; kazık köklüdür, yerinden kolay sökülmez. Dayanıklı ve kolay çoğalan bu ağaç; yaşlansa, gövdesi çökse, kurusa dahi gövde yumrularından ve köklerinden fışkıran sürgünlerle canlanır, yeni bir ağaç olarak ortaya çıkar. Odunu, sert ve sağlamdır.

 

Zeytin ağacının uzun yaşamı, yapraklarındaki oleuropein maddesine dayanır. Bu madde, zeytin ağaçlarını, hastalık ve zararlılardan korur. Ayrıca yapraklarından çıkan kalsiyum elenolaten maddesi, zararlı virüs, bakteri ve mantarları yok eder. Bugüne kadar zeytin yaprağında, 100’e yakın madde bulunmuştur. Yaprakta bulunan bu maddeler, zeytin çeşidine uygulanan kültürel tedbirlere, yetiştiği bölgeye ve hasat zamanına göre farklılıklar gösterir.

 

Zeytin, yüzyıllardır Akdenizlilerin sağlık ve güzellik kaynağı olmuştur. Bunun yanı sıra kutsal metinlerde de şifa kaynağı olduğu belirtilmiştir. Tanrı Zeus, insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçanın yeni kurulan şehrin hükümdarı olacağını vaat eder. Bu haberi duyan deniz tanrısı Poseidon ve bilgelik tanrıçası Athena büyük bir mücadeleye girerler. Poseidon, insanları keşfedilmemiş, uzak diyarlara götürecek olan görkemli “Atı”; Athena ise insanlığa yüz yıllar boyunca bereket ve yaşam kaynağı olacak olan “Zeytin Ağacı”nı yaratır.

 

İnsanların huzuruna sunulan bu armağanlardan ancak bir tanesi daha değerlidir ve şehir zeytinin gerçekten bir bereket kaynağı olduğunu kabul eder. Bunun üzerine Athena’nın onuruna yeni kurulan şehre “Atina” ismi verilir. Antik Yunan Mitolojisine göre bugün hayatımızın neredeyse her yerinde kullandığımız zeytin, yeryüzüne bir armağan olarak gönderilmiştir…

 

Tanrılara, liderlere, düşün insanlarına taç olarak da kullanılan zeytin dalı, her dem her dönem baş tacı olmuştur.

 

Her mevsim yeşil kalıp, her yüzyıla şahitlik edebilen, hikayelere konu olan, sanatçıya ilham veren, aile geçindiren, her öğüne çeşni olabilen zeytinin serüveninde,  kültürel önlemlerin, iklim faktörlerinin, yönün, toprak yapısının, arazinin durumunun önemi büyüktür. İklim faktörleri içinde en önemlileri sıcaklık ve yağıştır.

 

  • Ocak ve Şubat aylarında, havanın ve toprağın müsait olduğu bir dönemde, toprak derince sürülür; ilaçlama ve gübreleme yapılır.
  • Mart ve Nisan aylarında budama işlemine başlanır.
  • Mayıs – Haziran ayları ise sulama ve sulama sonrası biten başka otların temizliği ile geçer.
  • Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında zeytin, irileşip, yağlanmaya başlar. Yine bu aylarda sulama oldukça önemlidir.
  • Kasım ve Aralık aylarında ise hasat yapılır.

Serüvenini burada bitirip, mucizeler yaratmaya hazır olan zeytin; şifa, ilham, bereket, barış dağıtmaya, yollara çıkar.

 

 

Nazım Hikmet’in dizelerinde dediği gibi…

 ”…Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

Yaşamak yanı ağır bastığından.”

 

 

[1] Wikipedia

Bir Cevap Yazın